günler geçiyor...

Lilypie Second Birthday tickers

07 Şubat 2010 Pazar

15 tatil dönemi hastalıklı oldu bizim için..benim bir türlü bitmeyen öksürük+burun akıntısı,aslının hiç ara vermeyen hastalıklar silsilesi hala sürüyor.adana dönüşü iyi gibiydi aslı ama,geldiğimizin ikinci günü gece başlayan kusma,ateş ve ishal üçgeni nihayet tek başına ishalle boğuştu durdu...10 tane iğne verdi dr,sabah akşam vurulup duruyor...şimdi de babası iğne için yakındaki bi polikliniğe götürdü de ben de vakit bulup yazıyorum..kanguru misali kucak kucağayız üç gündür..iyi olsun,taşımaktan yüksünmüyorum ...fakat hepimiz çok bunaldık..dualar,kuran okumalar ve ilaçlarla azaldı hastalık...ishalin iyileşmesi için pirinç lapası,patates püresi,yoğurt felan gibi şeyleri yemesi lazım ..hiç birini de yemeyince geçmiyor,azalmıyor ishal...6 aydan fazla oldu,gram artış yok kilosunda..takibe gerek duymuyorum..iyice hafiflediğini hissediyorum kucağımda...eski fotoğraflarında nasıl tombikmiş kolları yanakları,şimdi süzgün,renksiz bir hal aldı miniğim...sağlık olsun,başka temennim yok...

adana da pek bi sosyalleşti,kuzenleriyle doyasıya eğlendi,bıyaak bıyakkk,allameee diye bağırması arttı,işine gelmeyince ayıırr deyip ellerini sallaması,istediklerine başını evet anlamında sallaması,evettt demesi felan..artık iyice kişilik gösteriyor..sözleriyle iyice ifade ediyor...konuşmalarımızı dikkatle dinleyip müdahale ediyor..üç kelimeli cümleler kuruyor...kaşığını güzel kullanıyor...kız edaları oluştu,kıyafetlerini seçip istiyor..bu buu,terliğinin öbürünü isteyebliyor...ne diyeyim,tuvalet hariç her istediğini yapıyor velhasılı..

bu hafta raporlu olucam.ona bakmak için..neyse,döndüler..ben kaçtım...

24 Ocak 2010 Pazar

SON BAŞLIKLAR

GEZMELER

En son Beykoz gezmemizi yazıp bırakmışım yazmayı…zaten çok bi yere de çıkmadık…vakit olmadı,vakit olunca da hava müsait olmadı..ya da her ikisi de varken benim halim kalmadı..aslıyı görmek isteyen arkadaşların ricasıyla üsküdara yolculuğumuz var,kayda değer…sabah dersim geç başlayınca,aslıyı yedirip giydirip olası her ihtimal için binbir malzemeyle dolu çantamızı pusetimize yükleyip otobüs durağına gittik…eminönüne doğru keyifli bir 15 dk.geçirdik..tek başına otobüs koltuğuna oturup etrafı izlemeyi çok seviyor…yanımızdan geçen araçları araba ve otobüs diye sınıflandırıyor…heyecanlanıyor…henüz minübüsü algılayamadı..pek kullanmadığımızdan….ilerde ona da indirimli akbil çıkarsam iyi olacak…dışarı çıkarken otobüse binicez deyince,daha sakin giyiniyor…





Eminönünden Üsküdar vapuruna bindik,denizi,içine atlayacak kadar sevdi..ilk gördiğinde hep su diyordu,ben de büyük su kütlesi diye düzeltiyordum,artık direk denis diyor..üst kata çıkıp vapur durana kadar seyrettik denizi,dalgaları…sürükleyebildiğimiz martıları…iyi doyurduk aç gözlü martıları…dersanede ben derste iken her boş saati olan hocaya emanet ede ede 5 saat derse girdim.bi teneffüste koca bir kase çorba içti,sonra yoğurt yedi,öğle arasında uyutmaya çalıştım ama nafile..üst kattaki kreşte teyzeler onu uyutmuş,öğle sonrasını güzel atlattık..dersten sonra serpile balık yemeye gittik,aslı bu vesileyle mezgiti sevdiğini belli etti…daha sonraları da yaptığımda yedi…mezgiti kim sevmez….o gece aslı bize bir ilki yaşattı,gece hiç uyanmadan uyudu…hiç..bir sızlama bile duymadık..sabah sersemdim..deliksiz uykunun tadından…deniz havası iyi gelmiş demekki…




KÖRBEYAZ

Dünden beri içim kıpır kıpır…bembeyaz bir güne başlayacağımızı dün sabah biliyordum.tipiye rağmen dersaneye gttim,Pazar (bugün) tatil sevinciyle geri döndüm..rüzgar beni uçurmaya çalışsa da hiç keyfim sekteye uğramadı..Gözlerim beyazlıktan göremez oldu,ışığın varlığı da yokluğu da körlüğe sebep oluyormuş..aklıma ilginç bir şey de takıldı..acaba körlerin göremezliği hangi renkle açıklanabilir..(geçen elektrik gidince banyoya girdim,el yordamıyla elimi yüzümü felan yıkadım..zifiri karanlıktı aklıma körler geldi..acaba heryer bembeyaz olunca da bir nevi körlük yaşanmış olmuyor mu..belki de körler tek beyazı görüyorlar ama tarif etmek için bildikleri bir renk yok..bunu kör olan amcama sormak lazım..o sonradan kör olduğu için renkleri tarif edebilir bi ihtimal..)dışardan görenler kafayı mı çekmiş demişlerdir..herkes kuyruğu çekmiş ,titriyo,üşüyo..ben onca üşümeye rağmen gevrek gevrek gülümsüyorum kara…kaç sene oldu,İstanbul ve kar kelimelerini yan yana koyup cümle kurmayalı..ki her karda toplanıp bilumum etkinlikleri yapan biri olarak,evli ve çocuklu olmak bu aktiviteleri bitirmedi…






EVET-HAYIR

kartopu oynadım mı ?=evet ,
kayındım mı?=evet
bir yere çarpıp k..mı kırdım mı?=hayır…uzmanım kayağı kumanda etmede ,
peki kayağın kızağın mı var? =hayır,
naylona binip mi kaydın,püüü edepsiz ? = evet…
seni ayıplamadılar mı?=evet ayıpladılar….
yine de devam mı ettin ?= evet….

Evet-hayırlar devam edebilir..ama neşem hala dopdolu…karlar eriyene kadar da sürecek..
Kar dönüşü evde arkadaşlarla çay muhabbeti yapıp dağıldık..onlar dağıldı aslında..biz aslıyla uykuya devam ettik…

Çok şükür ben arkadaşlarımla kaymaya gittiğimde değil kaymama kızmak,beni engellemek,aslıya bakıp onu uyutarak keyfimizin gece yarısına kadar sürmesi için beni destekleyen bir kocam var…ben de bu hareketlerinin devamı için kendisini canı gönülden destekliyorum….

Aslı karda ne yaptı…soğuğundan korktu,eline değdirmedi….yağması hoşuna gitti,bol bol ezdi karları…ve fotoğraf çektirdi….hava çok soğuktu,o yüzden yarım saat kaldık…babasını yolda karşılayp eve döndük…evde camdan sokağı gözledik..aç kalan kumrulara ekmek verdik…kar faslını şimdilik kapadık…


BEN EVDE YOKKEN

Arzu abla,gündüz aslının çeşitli hallerini elinden geldiğince kaydediyor..ama meleğim,pek bir mahsun çıkmış çoğu fotoğrafında…dalgın….bakışlar sabitlenmiş bir yere…çok mu özlem yaşatıyoruz ona…her akşam dönüşte sanki ilk görmüş gibi seviniyor,çığlık atıyor…üstüme atlıyor miniğim..gerçekten bu aralar çok minik…yazdan beri kilosunda değişiklik yok,iki ileri üç geri şeklinde…boyunu en son dr.82 cm demişti..hareketleri büyüdü ama fiziken çok mini geliyor…



Kelimelerimiz


Gaay yaaayoo….Kar yağıyor…
Günes batiyoooo….Güneş batıyor…
Uutmaa ucuyo…..Uçurtma uçuyor…..
Topac vuuuvvvv …..Topaç dönüyor..
Cooba dıdat (çorba sıcak )üfffüfff dooott…(soğuk)
Baba ogula dittiiiii…
Okulda ne yapıyolar ?= deeess
Nereye gidelim?= baggal
Ne alalım?= deter (şeker) sakız
Bakkalde kim var? Didet (dilek)
Baba,duuu,detir….golala (çikolata ) detir…
Bos badak dol badak (boş ve dolu bardak)


SAĞLIĞIMIZ YERİNDE Mİ

Cerrahpaşaya bir kere daha gittik,tahlil için kan verdik,ciğer filmi çektirdik..doktor röntgene bakınca antibiyotik verdi,ama şuan için tahlillere yorum yapmadı..ilaç bitince tekrar tahlil yaptırıcaz.adana dönüşüne kaldı artık hastane işleri..çölyak ile ilgili bir şey yok.Allaha şükür…ama endişem bitmedi..alttan alta dürtüyor beni…Allah bebelerin sağlıklarını keyiflerini bozmasın..bozsa da çabuk şifa versin…

04 Ocak 2010 Pazartesi



yazmak istediklerim bu salak blogger yüzünden sabote edildi resmen .ne zaman yazacak-foto yükleyecek olsam hata verdi,tam da yüklenmelerine minik bir boşluk kalmıştı...o yüzden şimdi içimden geçenlerin posası kalmış oldu...onu da yarınki ortak sınav öncesinde ekleyeyim...yeni yılın ilk günü beykoz istikametindeydik.ben ablama aslı ise teyzesine kavuşmuş oldu.mecidiyeköyde güvercinlerin çokluğu hem şaşırttı hem de sevindirdi onu,biz de gecikme ihtimalimiz olsa da biraz mola verdik,aslı güvercinledi kışaladı,peşlerinden koşup havalandırdı...bi ara kıç üstü düştü yere ayağı kayıp,ama son anda kurtardı kendini boylu boyunca uzanmaktan....


yollar boştu,toplamda 1 saatte ulaştık eve...otobüste çok akıllı durdu aslı,bi ara su krizine girdi,duraklarda almak suretiyle onu da atlattık,son durağa da uyuyarak vardık...ama eve girer girmez gözler cin..teydee diyip canlandı...farklı bir ev olduğundan sıkılmadı,ıslak mendillerle ev sildi,aynı bezler ağza göze sürüldü..akşam denizden taze çıkma çupralar yendi,bol atıştırmalı,aşureli bir akşam geçti,evde olmayan kanallardan sinema izlendi,velhasıl bizim için de aslı için de güzel bir akşam geçti..ertesi sabah ben dersaneye yollandım,ders çıkışı mecidiyeköyde buluştuk,müstakbel yeğenim için indirim zamanı diyerekten alışveriş yapıldı,aslı çıldırdı ,reyonlara saldırdı,yaramazdı akşam yani....cevahirden çıkarken atları gördük,durduk...hayvansever kızımız ata bindi,at gibi pppbppbprrrrr yaptı...neye bindin sorusuna önce otobüz sonra att diye cevap verdi...güzel geçti ilk günler...pazar günü dersaneye gitmeyip kızımla keyif yaptık,bugün de sınav hazırlamak bünyemi yorduğundan okula da gidemedim..bu aralar acaip halsizleştim,sabahları gözüm açılmıyor..uyku düşkünlüğünden değil...soğuk almış olabilirim...cmt o rüzgara karşı ince giyinmişim..bi de saçlarım felan ıslaktı...başka da sebebi varsa bilmiyorum...


aslıya iyi bir doktor arıyoruz..öksürüğü ve burun akıntısı geçmeyince bi dr a götürdük,alerji üzerine uzman ayrıca..bizim tüm şikayetleri nerdeyse süt alerjisine bağladı.geçen perşembeden beri inek sütü vermiyoruz..mama aldık,iki akşam ondan verdik,gece sütlerini de kestik...sabah kahvaltılarda ısrarımız sonucu portakal suyu içiyo birazcık,kenarından yumurta,bol bol mındıt ezmesi,halva biraz ball....isterse ekmek..aralarda bol yoğurtla kalsiyum desteği vermeye çalışıyoruz...sorun bunlar değil aslında...ben bu dr lara güvenemiyorum..sanki tüm söyledikleri çıkar amaçlı gibi geliyor...tamam şimdilik doğru olma ihtimaline karşılık sütü kestik ama başka bi dr çıkıp da alerji yok derse fıttırırım o zaman yaa...zaten bu çelişkili tespitler yüzünden hiç bi dediklerine inanmıyorum,aslı hakkında tabi..kendim içinse aklıma yatarsa doğruluyorum,yoksa kendi ilacımı buluyorum bi şekilde...
şişli-mecidiyeköy hadi fatih çevresi de diyelim iyi,güvenilir,tavsiye edeceğiniz,memnun kalınmış çocuk dr.u bildiğiniz varsa irtibata geçelim...










29 Aralık 2009 Salı

yengeç aslı


biz okuldayken aslı,kafasını yukarı kaldırıp,ellerini de iki yana açıp şunları söylüyormuş;

anne (y)ok,baba (y)ok,nena (y)ok,dede (y)ok.....

önce öylesine demiştir diye düşünmüştüm ama,benim de yanında olduğum bir çok zamande öyle duygusal bi söyleyişi var ki,vicdan felan kalmadı bende....

ne zaman çıkacak diye beklediğim su karakteri çıkmış da haberim (y)ok.....


18.ay da doldu dolacak..ama tek kelime yazmadım gelişimle ilgili..hep foto ekledim..sanki eskiyecekmiş,kaybolacakmış gibi...hatıraları taze ya gözümde,unutmam sanıyorum ya...unuttuğum bişey var,kızım büyümüş de depresyona girecekmiş nerdeyse...kendi hengamemden onun minik gibi görünen ama kendisi için ne büyük değişimler olan hallerini sadece fotoğraf yoluyla canlı tutuyorum diyordum..yazmak da lazımmış...hayat hızlı,haller değişken olunca ayak uyduramıyorum bu ritme...

artık ona sarıldığımda doluyor kollarım..bir çift minik kol da bana dolanıyor sıcacık...sıkı sıkı..öpüyor,anammm diyor...saçlarımı tarıyor,tararken şefkat duyuyor saçlarımın o bakımsız hallerine öpücük sesi çıkartıyor,gelip öpüyor..hatta abartıp,beraber olduğumuz gün içinde sevgisiyle boğuyor beni..ama sıkmak anlamında değil,ben çok memnunum bu halinden,zaten o beni severken ne diyeceğimi şaşırıp 'öldür beni,öldür beni'diyorum ona...ölecek kadar mutlu ediyor beni..şuan aşığım dediğim o var,babası sıralamda 2 ye düştü çoktan...bu muymuş evlat sevgisi yahu..evlat aşkı demeli,sevgi demek az kalır yanında...

çoraplarını giymeye çalışıp oomuyoo diye sızlanışı,maadelina diye herşeye seslenmesi(mandalina diye başladı,şimdi portakal ve onu andıran,andırmayan bi çok şey maadelina),acıktığında çooba deyip kuru ekmeğe saldırması....banyo yaparken beni görüp addıı diye kendini göstermesi ve küvete dalması (onu sık sık banyo yaptırmıyorum diye küsüyo resmen ) moli aç,motis aç,baani aç diye laptopa musallat olması...galem ve detterini alıp adam,aaç,gus çizdirmesi...akşam nasıl saatini biliyosa bi de koko aç demesi (poko diye bi çizgi film var ya resim çiziyolar,mustafa ressam olacak o sayede,panda,antilop,palyaço,kirpi çizimi öğrendi).....sıcat,soot kavramlarını sıcak çorba verip ağzını yakmamla öğrenmesi....çorbayı böylelikle üflemeden yememesi..(bana güvenmiyo artık) ogu mak ise başlıbaşına en önemli işimiz....kredi kartlarını bile oguyoruz beraber..soru bankalarını da..haritaları da...

basküle çıkıp kendini tartıyo,kaç kilosun dediğimizde onn demesi,kaç yaşındasın sorusuna onbes demesi,akıllara ziyan soru allah kaç denince on ile onbes arasında gidip gelmesi...topaç napıyo denince vuuuuvvv diye ses çıkarması...

bana yedi harika gibi gelen,diğer bloglardaki bebelerle benzer davranış içinde olan kızım....aslı'nda sen kendin bir harikasın....

23 Aralık 2009 Çarşamba

aralık ayı faaliyet dosyası

pek yazamadım bu aralar...yaşlandık mı ne...her ne kadar sanal aleme uğrayamasam da reelde faaldim..aralık ayının başında avm avm dolaştık,annem,zuhal teyze ve zehra ile...


d-r en çok sevdiğim mağazalardan.sallanan ata binmek,kitapları karıştırmak,cd lerin yerini değiştirmek felan...






tabi bu karıştırmalar sonrasında kitaplar 2.ele düşüyor..iki hafta sonra da indirime felan girer mecburen...






endinnn,addııı.....




büyümenin etkisi...poz verip gülebiliyorum...ama pek bi masum çıkmışım.....





gazete ekleri sayesinde 3d li görüntüler de elimden geçmiş oldu....







bunu kafama takmadan konsantre olamıyorum....lazutlara benzedim haçan...




biz ailecek barney and friendsi izleyip a laavvv yuuuuu viiii laaaavvv miiii diye bağrışıyoruz....ben ise baaani looooo loooooo demeyi tercih ediyorum...




1.kurabiyeyi al,sıkıca tut...




2.arka taraftaki çamaşır yığınına bakmadan yiyişime konsantre ol.......




3.elinin tersiyle kurabiyeyi ağza doğru it...





yakışmışız değil mi...grubun en küçüğü ama en çok ses çıkaranıyım....




zehra and me...






mk ya ithaf olunur..ev böyle boyanır....













bu sarı balonun bi hikayesi var...marketten (m...) alış veriş yapmış dönüyoduk,ben elimde balonla çıktım,annem hiç görmemiş bile..bi çıktık annem bu nerden çıktı be dedi...iş işten geçmişti ama...neyse ödiicez artık..inşallah kazık değildir...





çocuğa bakıcı,eve yardımcı...her eve lazım.....



ben şimdi çorap giymeyi öğrenmiş sayılırım değil mi








annemin bile saçları benim elimden çıkıyor....bit sirke neyin de ayıklarım....



bu görüntüye bir daha rastlar mısınız bilmem..bence bu bir ilkti..








12 Aralık 2009 Cumartesi

GÜNLÜK HALLER

Annem gibi otobüste uyuklarım......


içini boş bulduğum her şeye sığmaya çalışırım....


bir sürü toka içinden bulduğumu saçıma takarım....

blogger yazarı-çizerim...


ee azıcık da asabi miyim neyim....

alemle irtibat halindeyim,bağlantıyı asla koparmam....




















































































11 Aralık 2009 Cuma

paylaşım mı dedi biri...











Mustafa’nın yıllar önce,henüz biz biz değilken bana hediye ettiği çekmeceli küçük kutum vardı.evlendikten sonra onu monte etmiş ve onu biriktirdiğim kalem ve diğer kırtasiye malzemelerime depo yapmıştım..siirte gidip de aslıyı beklediğim günlerde boşluktan sıkılınca ahşap boyama hevesim gelmişti..bi gecede kutuyu kahve ve altın renginde boyamıştım.üzerine de eski görünümlü dünya haritasını aplike etmiştim.hala da çok severek kullandığım bir çekmecedir…ama kalem ve ıvır zıvırlarım artık sığmıyor,taşıyor çekmecelerinden…bir haftadan beri de aslının gözdesi oldu.kalem istediğinde kendi kalem kutusundan değil de benimkilerden olacak illa ki…kimseye vermediğim,kısa süreli olsa bile kullanmaya kıyamadığım kalemlerim,renkli post itlerim,zarflarım,renkli dosya kağıtlarım,minik post kartlarım ve onarın minicik zarfları,renk renk kokulu kokusuz,hatta termometreli silgilerim,bütün varım yoğum aslının işgaline uğruyor…açıyo,bakıyo…gönlüne hoş gelenlerle yazıp çiziyor…ama benim de içim çiziliyo nerdeyse…onlar da benim çocuklarım gibi..hani nasreddin hocanın kırk yıllık sirkesi gibi,herkese verseydim bi kaç parça eşya,çekmecem hiç dolmazdı …neyse…bu günden sonra paylaşmayı öğrenicem…laptopu da paylaştıktan sonra…yatağımı,uykumu,yemeğimi,boş saatlerimi,…..saymıyorum…….








Annemden inciler…o da benim blogumu bu günlük işgal etti…..